|
|
Aylık Enflasyon %1'in Altında
2026 yılının Haziran ayında TÜFE %1 olan konsensüs beklentilerine paralel olarak %0,99 oranında artış gösterirken, yıllık bazda Mayıs ayındaki %32,61 seviyesinden Haziran ayında %32,11 seviyesine geriledi. Bizim beklentimiz Haziran ayında enflasyonun aylık bazda %1,3 olması yönündeydi. Çekirdek enflasyon ise aylık bazda %1,46, yıllık bazda %29,84 oldu.
TÜFE tarafında aylık bazda en fazla artış %3,46 alkollü içecekler ve tütün, 2,30 ile konut, 2,11 ile lokanta ve konaklama tarafında olurken, Haziran ayında düşüş gösteren giyim ve ayakkabı ile ulaştırma oldu. TÜFE ana harcama grupları incelendiğinde, yıllık bazda en yüksek ağırlığa sahip üç ana harcama grubunda fiyat artışları; gıda ve alkolsüz içeceklerde %35,45, ulaştırmada %31,15 ve konut, su, elektrik, gaz ve diğer yakıtlarda %45,14 olarak gerçekleşti. Söz konusu grupların yıllık enflasyona katkıları ise sırasıyla 8,61 puan, 5,19 puan ve 5,92 puan oldu. Bu görünüm yıllık enflasyon üzerinde gıda, konut ve ulaştırma kalemlerinin belirleyici olmaya devam ettiğini gösterdi.
Haziran ayı enflasyonunun alt kalemleri incelendiğinde, gıda ve alkolsüz içecekler grubunda aylık fiyat artışının %0,17 ile oldukça sınırlı kaldığını görüyoruz. Bu görünümde, özellikle taze meyve ve sebze grubunda mevsimsel koşulların etkisiyle arzın güçlenmesinin belirleyici olduğunu değerlendiriyoruz. Artan ürün arzı, taze gıda fiyatlarındaki yükseliş hızını önemli ölçüde yavaşlattı. Bu gelişme, gıda enflasyonunun manşet enflasyon üzerindeki baskısını azaltarak Haziran ayı enflasyonunun nispeten beklentilerin altında gerçekleşmesine katkı sağlayan temel unsurlardan biri olarak öne çıkıyor..
ÜFE ise aylık bazda %1,80 oranında artış gösterirken, yıllık artış bir önceki aydaki %28,93 seviyesinden Haziran ayında %28,09’a geriledi. ÜFE tarafında aylık bazda sektörlere göre bakıldığından en fazla artık %26,17 ile ham petrol ve doğalgaz, %9,23 ile kömür ve linyit kalemlerinde gerçekleşti.
TÜFE verisinin beklentilerin altında gerçekleşmesi enflasyon görünümü açısından olumlu bir sinyal üretirken, bazı sektörlerde ÜFE'nin artış eğilimini koruması maliyet yönlü risklerin sürdüğüne işaret ediyor. Üretici fiyatlarında devam eden yukarı yönlü hareket, firmaların marjlarını baskılamaya devam edebileceği gibi, talep koşullarının elverdiği ölçüde bu maliyetlerin önümüzdeki dönemde tüketici fiyatlarına yansıma ihtimalini de canlı tutuyor. Bu nedenle, dezenflasyon sürecinin sürdürülebilirliği açısından sadece TÜFE'deki iyileşme değil, ÜFE tarafındaki maliyet baskılarının seyri de kritik önem taşıyor.
%1’in altında enflasyon gelmesine rağmen piyasanın tepkisi aşağı yönlü oldu.
- Haziran ayında TÜFE artışının %1'in altında gerçekleşmesi, manşet enflasyon görünümü açısından olumlu bir sinyal üretse de, aynı dönemde ÜFE'de gözlenen yukarı yönlü ivme piyasa tarafından ihtiyatlı karşılandı. Üretici fiyatlarındaki artışın devam etmesi, maliyet enflasyonunun henüz tam anlamıyla kontrol altına alınamadığına işaret ederken, bu baskının gecikmeli olarak tüketici fiyatlarına yansıma potansiyeli enflasyondaki düşüş sürecinin sürdürülebilirliğine ilişkin belirsizlikleri artırdı. Bu kapsamda piyasa, tek bir aylık düşük TÜFE verisinden ziyade enflasyon dinamiklerinin bütününe odaklanarak, dezenflasyon sürecinin kalıcılığı konusunda daha temkinli bir fiyatlama gerçekleştirdi.
- Piyasa üzerinde baskı oluşturan bir diğer unsur ise Fitch’in Türk bankaları, banka dışı finans kuruluşları ve sigorta sektörü görünümünü "Nötr" seviyesinden "Kötüleşiyor" seviyesine revize etmesi oldu. Kuruluş, bu revizyonun temel gerekçeleri olarak zayıflayan makroekonomik görünüm, yüksek faiz ortamının beklenenden uzun süreceği beklentisi ve artan iç siyasi belirsizlikleri öne çıkardı. Özellikle faizlerin yüksek seviyelerde kalacağına yönelik değerlendirme, bankacılık sektöründe net faiz marjı üzerindeki baskının devam edeceği ve kârlılıkta toparlanmanın ötelenebileceği beklentisini güçlendirdi. Borsa’da ağırlığı yüksek olan bankacılık hisselerinde satış baskısının artması da, beklentilerin altında gelen enflasyon verisinin oluşturduğu olumlu etkinin sınırlı kalmasına ve endeksin genelinde aşağı yönlü fiyatlamanın öne çıkmasına neden oldu.
- Piyasadaki aşağı yönlü fiyatlamanın bir diğer nedeni ise konsensüs beklentisinin aylık %1 seviyesinde olmasına rağmen, son dönemde gelen öncü veriler ve piyasa katılımcılarının beklentilerinin daha düşük bir enflasyon gerçekleşmesine işaret etmesiydi. Özellikle gıda fiyatlarındaki zayıf seyir ve öncü göstergelerin desteklediği iyimser beklentiler, piyasanın bir kısmında %1'in belirgin şekilde altında bir TÜFE verisinin fiyatlanmasına neden olmuştu. İstanbul Enflasyonun da düşük gelmesi bu durumu teyit eder nitelikteydi. Dolayısıyla açıklanan veri, resmi beklentinin altında kalsa da piyasanın oluşan marjinal beklentisini tam anlamıyla karşılamadı. Bu durum, enflasyon verisinin ardından kâr realizasyonlarını beraberinde getirirken, endeks üzerinde aşağı yönlü baskının oluşmasına katkı sağladı.
Beklentimiz; ABD – İran savaşının başlaması ile birlikte ara toplantıda Merkez Bankası örtülü faiz artırımı yapmıştı. 23 Temmuz’da yapılacak olan PPK’da fonlamanın %40 olarak devam etmesini, o gün itibarıyla risklerden her hangi bir farklılaşma olmaz ise bir sadeleşme adımı olarak fonlamayı haftalık repoya yani %40’tan %37’ye çekmesini, Eylül ayında yapılacak toplantıda yine koşullara bağlı olarak ilk faiz indirimi adımı atacağını düşünüyoruz.
|